18 Mayıs 2012 Cuma

Bazen, bir şey olur, ve siz ne diyeceğinizi bilemezsiniz.Susmak, daha cazip gelir. Susarsınız.
Susarsınız.
Konuşmaya, anlatmaya, anlaşılmaya, iletişmeye susarsınız.
İçiniz, içinize çekilir sustukça. Siz yine de susmaya devam edersiniz. Çünkü bilirsiniz, konuşsanız "kötü" yine siz olacaksınız. Gözünüzün önünde bir şey olur, siz yine susarsınız. Nedir bu korku mu? Bencillik mi? "Aman bana bir şey olmasın da ne olursa olsun!" mu? Yoksa karşındakini kırmama güdüsü mü? Niye, o seni, canı her istediği an paramparça etmiyor mu da sen onu kırmamak için susuyorsun. İçin içini yiyor, kabuğunun içinde iki büklüm oluyorsun. Kabuğunu bile kırıyor o, sen onu kırmamak için susuyorsun...

"Birinin hayatına öylece girip, onlar için değerli biri haline gelip, sonra da öylece çekip gidemezsin."


Ne doğru bir söz. Günün anlam ve önemini ne kadar da açıklıyor. Sanırım bugünden sonra bir daha asla inanmam sana. Gözünün önünden geçtim, topallıyordum, ağlıyordum. 1 buçuk haftadır konuşmuyor bile olsak, sen o şekilde önümden geçsen, evine bile bırakırdım seni. Ama sen, susup görmemiş gibi yapmayı tercih ettin. O an, aramızda ki her şeyi bitirdin. Kim olursa olsun, biz "dosttuk", aramızda ne olursa olsun, biri o şekildeyken ve senin dibinden ayağının ucundan geçiyorken kayıtsız kalamazsın. Erkek arkadaşımın sınıfında, okul hayatım boyunca tek kelime konuşmadığım o 4 çocuk kadar bile olamadın. Söylenecek hiçbir şey yok. Kalmadı çünkü. Her şeyi bitirdin sen. Her şeyi. Bugün anladım ne olduğunu. Mektuplar yazmıştım oysa sana. Ben yine üzülüyordum aptal gibi geceleri. Ama sen, her şeyi bitirdin. Artık ne bakarım yüzüne, ne tek kelime ederim. Hayatından tamamen çekiyorum elimi ayağımı. Bu da son yazım seninle ilgili. Sadece kızgınım. Öyle çok hemde.