17 Temmuz 2013 Çarşamba

Uykum kaçtığında elini kafasının içine daldırır, içinden birkaç kırmızı ninni çıkarırdı.
Kanında gezen kopkoyu kahveyle beraber demlenmiş, şarkılarla bezenmiş o güzel masalları dinlemeden uyuyamazdım.
Uykusuzluğun böylesine alıştığımda hasbelkader içine düştüğüm tüm rüyalarda onu arayacağımdan bihaber, koca bir takvimin yapraklarını her gece birer ikişer yırtıp pencereden aşağı bırakırdım.

Takvim bitti. Günler tükendi. Kahve yok. Ninni yok.

Geceler ise sadece Güneş’in izne çıktığı karanlık gündüzler silsilesi artık.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.